Gezegenimizin değişimini görmek için görsellerin üzerine gelin.
NASA ve NSIDC verilerine göre, Arktik deniz buzu 1979'dan bu yana her on yılda ortalama %12,6 oranında azalmıştır. Açıklama: Buzullar, güneş ışığının %80'ini uzaya geri yansıtarak dünyanın sıcaklık dengesini koruyan devasa aynalar gibidir (Albedo Etkisi). Ancak eriyen buzlar yerini koyu renkli okyanus sularına bıraktıkça, güneş ısısı daha fazla emilir. Bu durum, "Kutup Şiddetlenmesi" denilen bir döngüye yol açarak küresel ısınmayı iki kat hızlandırır. Sadece Grönland buz tabakası, her yıl ortalama 280 milyar ton buz kaybederek deniz seviyesini yükseltmektedir.
Ormanlar dünyanın akciğerleridir. Tarım alanı açmak veya odun elde etmek için kesilen her ağaç, atmosferdeki karbonun emilmesini durdurur. Bugün ormansızlaşma, küresel ısınmanın %15'inden sorumludur. Küresel Karbon Projesi'ne göre, insan kaynaklı yıllık karbon salınımının yaklaşık %10-15'i doğrudan orman kayıplarından kaynaklanmaktadır. Açıklama: Ormanlar, atmosferdeki karbondioksiti (CO2) emen en büyük kara bazlı "karbon yutaklarıdır". Bir hektarlık yetişkin bir orman, yılda yaklaşık 6 ton karbon depolayabilir. Ancak tarım arazisi açmak için yakılan ormanlar, sadece bu depolama kapasitesini yok etmekle kalmaz, ağaçlarda depolanan karbonun yanma yoluyla tekrar atmosfere salınmasına neden olur. Bu durum, biyoçeşitliliğin %80'ini barındıran habitatların yok olmasına ve yerel yağış rejimlerinin bozulmasına yol açar.
Isınan su genleşir ve buzullar eridikçe okyanuslara karışır. 2050 yılına kadar birçok kıyı metropolü her yıl büyük sel felaketleriyle boğuşmak zorunda kalacak. IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) raporlarına göre, deniz seviyeleri 1901'den bu yana yaklaşık 20 cm yükselmiştir ve bu hız son 20 yılda ikiye katlanmıştır. Açıklama: Deniz seviyesindeki artışın iki temel sebebi vardır: Eriyen karasal buzullar ve "Termal Genleşme". Isınan su molekülleri daha geniş bir hacme yayılır; okyanuslar atmosferdeki ısının %90'ından fazlasını emdiği için sular fiziksel olarak genişler. Bu durum, 2100 yılına kadar kıyı bölgelerinde yaşayan 600 milyondan fazla insanı yerinden etme riski taşımakta, tarım arazilerinin tuzlanmasına ve tatlı su kaynaklarının kirlenmesine neden olmaktadır.
Mercan resifleri deniz altındaki biyoçeşitliliğin merkezidir. Su sıcaklığının artması mercanların beyazlayıp ölmesine sebep oluyor. Bu da binlerce balık türünün yok olması demektir. Sanayi Devrimi'nden bu yana okyanus yüzey sularının asitlik oranı %30 artmıştır. Okyanuslar, atmosferdeki fazla CO2'yi emerek kimyasal bir tepkimeye girer ve bu durum deniz suyunun pH değerini düşürür. "Okyanus Asitlenmesi" denilen bu süreç, mercanlar ve kabuklu deniz canlılarının kalsiyum karbonat iskeletleri oluşturmasını engeller. "Denizin Yağmur Ormanları" olarak bilinen mercan resifleri, deniz canlılarının %25'ine ev sahipliği yapar. Resiflerin kaybı, küresel balıkçılık ekonomisini ve milyarlarca insanın protein kaynağını tehlikeye atar.
Her dakika bir çöp kamyonu dolusu plastik okyanuslara dökülüyor. Bu plastikler mikro parçalara ayrılarak balıklara, oradan da soframıza geri dönüyor. Her yıl okyanuslara tahmini 8 ila 12 milyon ton plastik karışmaktadır. Mevcut eğilim devam ederse 2050'de okyanuslarda ağırlık olarak balıktan çok plastik olacaktır. Açıklama: Plastikler doğada tamamen yok olmaz; sadece "mikroplastik" denilen küçük parçalara ayrılırlar. Bu parçalar deniz canlıları tarafından yiyecek sanılarak tüketilir ve besin zinciri yoluyla insan vücuduna kadar ulaşır. Plastik üretimi aynı zamanda yoğun fosil yakıt kullanımı gerektirdiği için üretim aşamasında da ciddi bir karbon ayak izine sahiptir. Okyanuslardaki devasa çöp yığınları, deniz ekosisteminin oksijen üretim kapasitesini baskılamaktadır.
Fosil yakıt kullanımı sonucu atmosfere salınan CO2 ve metan gazları ısıyı hapsederek "sera etkisi" yaratır. Ayrıca hava kirliliği yılda milyonlarca insanın solunum yollarından hayatını kaybetmesine neden olur. Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu 2024 itibarıyla 420 ppm (milyonda bir birim) seviyesini aşmıştır. Bu, son 3 milyon yılın en yüksek seviyesidir. Açıklama: Fosil yakıtların (kömür, petrol, gaz) yakılması sonucu atmosfere salınan CO2, metan (CH4) ve azot oksit (N2O) gazları bir battaniye görevi görerek güneşten gelen ısının geri çıkmasını engeller. Bu durum sadece sıcaklığı artırmakla kalmaz; hava kirliliği yoluyla her yıl dünyada yaklaşık 7 milyon insanın erken ölümüne yol açar. Partikül maddeler (PM2.5), solunum yollarını tahrip ederken atmosferik kimyayı değiştirerek asit yağmurlarına ve tarımsal verim kaybına neden olur.
İklim değişikliğini durdurmak için hala vaktimiz var. İşte yapabileceklerimiz: